Muzaffer Saray Eserleri


Muzaffer Saray Eserleri

+Peki abi neden bitti ?
-Neden bittiğini bende bilmiyorum.
+Nasıl yani?
Soğuk ve sisli bir gündü, gökyüzü kapkara bulutlara bürünmüş içimde tarifi imkansız bir huzursuzluk vardı. Telefonum çaldı, arayan O’ydu ben İstanbul’a gidiyorum demişti, ama nasıl olur bi anda apar topar, bana bundan hiç bahsetmeden. “Ama sana ihtiyacım var bugün buluşsak olur mu ?” diye sordum şu an vapurdayım dedi. Nasıl yani bana veda etmeden öylece gitmiş miydi ? Son kez sarılmadan. “Beni öylece bırakacak mısın ?” diye soramadım bile. Boğuk bi sesle peki diyebildim. Eve gittim sigara yaktım, ne var ne yok kırdım döktüm çok öfkeliydim, istediğim tek şey kimsenin uyandırmaya gücü olmayan bir uykuya dalmaktı. Aradan 1 gün geçmişti ve o mesaj atmamıştı en son kendimi toparlayıp ‘bitti mi ?’ diye sorabildiğimi hatırlıyorum. ”Evet” dedi. Sadece bu. Neden bana veda etmedin diye sordum, daha kolay olacağını düşündüm dedi. Tahmin etmiştim hala bana aşıktı, yani en azından ben öyle sanıyordum. Günlerce tek damla yaş dökmedim, etrafımda onlarca üzücü olay oldu ; ayrılıklar, hastalıklar, ölümler… Ama ben üzülemiyordum, hissedemiyordum işte. Daha sonra bunun depresyon olduğunu öğrendim. Fazla uzun sürmedi güçlüydüm çünkü, güçlü görünmem gerekiyordu. Her gece kafamı yastığa koyduğum zamanlar kalbimle bir savaş başlıyordu, güçlü olan o adam yastığa iki damla göz yaşıyla yenik düşüyordu. Zamanla alışmaya başladım, hatta geri gelmesini bile istemiyordum. çünkü; benim yine hayır diyemeyeceğimi ve onun da gidişiyle beni ıssız dipsiz bir kuyuya düşürüp kimsesiz bırakacağından emindim. Tam 3 ay sonra. O geri geldi,beni aradı ve konuşmak istediğini söyledi. Ne diyeceğini çok merak ediyordum, kabul ettim. Eskiden gittiğimiz bi deniz kıyısı vardı, kayalıklar falan kimselerin bilmediği. Orada buluştuk. Hep balık tutmak istemişimdir küçüklüğümden beri, yanında iki küçük olta vardı şaşırmıştım aslında. Ve o an ona duyduğum bütün öfkeyi, hırsı, bir daha asla beraber olmayacağım dediğim palavra sözleri, bana yaptıklarını unuttum. Hiçbir şey olmamış gibi davrandım,biz böyleydik barıştığımız falanda yoktu. Aradan 1 saat falan geçti. Kayalıkta otururken sarıldı bana. O kadar özlemişim ki onu, o sıcaklığı. Beni affet deyişi, yüreğime bir hançer gibi saplandı. “çok özledim seni, yapamıyorum”. Zor tuttum kendimi ağlamamak için yinede bir damla yaş süzüldü gözlerimden. Görmesin diye kafamı eğdim. Onu affedemiyordum, ama çok özlemiştim ne diyeceğimi de bilmiyordum, ne yapacağımı. Sadece sarıldım,o anlamıştı zaten. Geri dönüşünden sonra sadece 2 hafta beraber olduk. Onun yanındayken huzuru bulmuştum. O yıkılan, mutsuz, içten içe yanan adam gitmiş, mutluluktan kanatlanıp gökyüzü semalarına yelken açacak bir adam haline gelmiştim. O vardı, yüzü, gülüşü, gözleri, elleri, kokusu her zerresi ayrı bir huzur o kadın, vardı yanımda. Son vedasını yaparken; “Madem gidecektin, neden geldin ? ” Bize inanmıştım ” dedi. Ulan madem inandın neden gittin diye hayıflandım bağırdım, çağırdım tartıştık. Ve gitti. Sonra anladım ki, her geliş aslında bir gidiştir, aslında bir sondur. 4 sene 8 gün 13 saat oldu. Sanırım şu an evli, iki çocuk annesi. Ben hala onu çok seviyorum. Belki de sevdiğim anılarımızdır bilemiyorum.
+Unuttun mu abi onu ?
-Unutmak mı ? Ben onu unutmak için sevmedim ki. Ruhumdan bir parça gibiydi, nasıl unutabilirim? Bu benim için mümkün mü?…

Muzaffer Saray Eserlerini Kitaplarini Web Sitemizden inceliyebilirsiniz.

Solyanim.Net Hoş Sohbetler Diler..


Yazar: Admin

Yayınlanma Tarihi: 29 Mayıs 2018

Kategori: Solyanim

Görüntüleme: 48 Defa

Etiketler:

Bir cevap bırakın.